Üretken yapay zekâ yaratıcı sürece büyük bir hız getirdi. Fakat hız, yön olmadığı zaman yalnızca daha fazla seçenek anlamına geliyor. Yüzlerce görsel üretmek kolaylaştıkça hangi seçeneğin neden doğru olduğunu açıklayabilmek daha önemli hâle geliyor.
Ben yapay zekâyı son işi teslim eden kapalı bir kutu olarak değil, erken aşamadaki görsel düşünmeyi genişleten bir ortak olarak kullanıyorum. Kompozisyon, malzeme dili, ışık ve atmosfer için hızlı denemeler yapıyor; işe yarayan parçaları ayırıyor ve bunları daha kontrollü bir üretim sistemine taşıyorum.
Bu akışta iyi bir istem yazmak tek başına yeterli değil. Önce markanın bağlamını, hedef kitlenin beklentisini ve görselin yapacağı işi tanımlamak gerekiyor. İstem, bu kararların kısa bir üretim tarifine dönüşmüş hâli olmalı. Aksi durumda sonuç etkileyici görünse bile markaya ait hissettirmeyebilir.
Seçim aşamasında üç soruya bakıyorum: Görsel fikri tek bakışta taşıyor mu, kullanılan estetik başka bir yere kolayca yapışabilir mi, detaylar yakından incelendiğinde tutarlı mı? Bu sorular, üretim hızını sanat yönetimi süzgecinden geçiriyor.
Yapay zekâ ile çalışan bir yaratıcı için asıl avantaj daha az düşünmek değil, düşünceyi daha erken görünür kılmaktır. Teknoloji olasılık alanını genişletir; karakteri ve yönü ise hâlâ verilen kararlar belirler.


